|
Engelli çocukların normal çocuklarla birlikte eğitilmeleri ilkesi, kısa adıyla kaynaştırma yaklaşımı, 1970'li yıllardan başlayarak Amerika ve batı Avrupa ülkelerinde, üzerinde oldukça tartışılan bir konu olmuş, son yıllarda giderek artan taraftar kitlesiyle geniş bir uygulama alanı bulmuştur.
Ülkemizin birkaç özel uygulama dışında bu gelişmelerden yeterince etkilendiği, konunun çeşitli boyutlarda yeterince ele alınıp tartışıldığı söylenemez.Ancak 1983 yılında yürürlüğe giren 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yasasının 4. maddesinde yer alan "durumları ve özellikleri uygun olan özel eğitime muhtaç çocukların, eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında normal akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbirleri alır." hükmüyle kaynaştırma yaklaşımı yasal boyutta yerini almıştır.
KAYNAŞTIRMA NEDİR? Bugüne değin kaynaştırmanın pek çok tanımı yapılagelmiştir.Bunlar içerisinde en popüler olan tanıma göre(Mac Millan) "Normalleştirme çabasının bir basamağı olan kaynaştırma bireyselleştirilmiş eğitim planı ve programları içerisinde, uygun görülen engelli çocuklarla normal akranlarını belirli sürelerde eğitim ve sosyal yönlerden bütünleştirmektir."
Konuya, kaynaştırma nedir? Ne değildir? açısından bakıldığında, kaynaştırma;
+ Engelli çocuk için en uygun eğitimi en az sınırlı ortamlarda sağlama,
+ Çocuğu klinik yada tanılamadaki etiketine göre değil, gereksinimine göre eğitme,
+ Çocuğun normal sınıfta eğitiminde, karşılaşabieceği problemlere ilişkin olarak normal sınıf öğretmenine yardımcı olma, gerekli önerilerde bulunma,
+ Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadır.Diğer yandan;
-- Özel sınıflardaki tüm öğrencileri normal sınıflara aktarma,
-- Engelli çocukları, eğitimlerinde gerekli olan koşulları ve hizmetleri sağlamadan normal sınıflara yerleştirme,
-- Her zaman özel sınıflarda sağlanan hizmetlerden daha ucuz değildir.
GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN ETMENLER Kaynaştırma programlarının giderek artan bir hızla yaygınlaşmasında rol oynayan etmenler; sosyal baskılar, araştırma sonuçları ve yasal düzenlemeler olarak gruplandırılabilir.
a) Sosyal Baskılar : Engelli çocukların özel sınıf ya da okullarda normallerden ayrı olarak eğitilmeleri, öteden beri çeşitli çevrelerde eleştiriler neden olmuştur. Hatta bu uygulamalar bir tür sosyal Darwinizm olarak nitelendirilmiştir.
b) Araştırma Sonuçları : Yöntem ve kapsam açısından yeterli düzeyde olmamakla birlikte, son yıllarda kaynaştırma programına devam eden çocuklarla ayrı sınıf ya da okullara devam eden çocukların akademik ve uyum yönünden başarılarını karşılaştıran birçok araştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, özellikle hafif derecede yetersizliği olan çocuklarda, özel sınıflara devam edenlerin durumları, herhangi bir özel yardımın sağlanmadığı normal sınıflara devam edenlerden daha iyi bulunmamıştır. En azından aralarında önemli bir fark yoktur.
c) Yasal Düzenlemeler : Sosyal baskıların ve araştırma bulgularının yarattığı kamu oyunun sonuçta yasa koyucuları etkilemesi kaçınılmaz olmaktadır. Böylece yeni yasalarda, engelli çocuklarla normal çocukların birlikte eğitilmelerine ilişkin hükümler ve düzenlemeler yer almaktadır. Bunlar da mevcut gelişimi hızlandırıcı rol oynamaktadırlar.
TÜRLERİ Kaynaştırma yaklaşımı içerisinde engelli çocukların yerleştirilebilecekleri yerler bütünleşmenin derecesine göre en azdan en çoğa şöyle sıralanabilir:
*Özel Sınıf : Engelli çocuk özel bir sınıfa yerleştirilir, bazı okul çalışmalarında normal çocuklarla bütünleştirilir.
*Kaynak Oda : Çocuk normal sınıfa yerleştirilir.Gezici öğretmen tarafından evde ya da okulda, bireysel ya da ufak gruplar içerisinde ek yardım sağlanır.
*Sınıf İçi Hizmetler : Çocuk normal sınıfa yerleştirilir.belirli bir plan ve program içerisinde eğitim ve uzmanlık hizmetleri sağlanır.
*Sınıf Öğretmenine Yardım : Çocuk normal sınıfa yerleştirilir. Sınıf öğretmenine engelli çocuğun eğitimine ilişkin gerekli yardım ve önerilerde bulunulur.
Görüldüğü gibi yalnızca ilkinde çocuk temelde özel sınıfa yerleştirilmekte, diğerlerinde çocuğun yeri normal sınıflar olmaktadır. Bunlar içerisinde tüm çocuklar için en iyi, en uygun olanından söz edebilmek mümkün değildir. Çünkü iyilik ve uygunluk her çocuğun özel durumuna ve sahip olunan mevcut olanaklara göre değişiklik göstermektedir.
YARARLARI Kaynaştırmanın en önemli yararı doğrudan engelli çocuğa ilişkindir. Refleksiv davranışlar dışınde insan davranışlarının hemen tamamı öğrenme sonucunda elde edilen davranışlardır. Çocuklar çevrelerindeki akranlarını ve yetişkinleri gözleyerek ya da onların davranışlarını öykünerek davranışlarını biçimlendirir, yeni davranışlar edinirler. dolayısıyla çocuk, normal ortamlar içerisinde olağan insanlarla birlikte olduğu ölçüde toplumun beklentilerine uygun davranışları edinme olanağını elde edebilecektir.Tersine, ayrı eğitim kurumlarında normal yaşam ortamlarından uzak olarak yaşamını sürdüren, okulda geçen zamanın çoğunu kendisi gibi engelliler arasında geçiren çocuğun bu tür davranışlar edinmeleri güç olabilecektir.Özel eğitimde özel sınıf ya da okul uygulamalarının en çok eleştirildiği konu budur.
Diğer yandan, engelli çocukların akademik ve sosyal gelişimleri yönünden, kaynaştırma programlarıyla ayrı eğitim programlarını karşılaştıran araştırmalar genelde karşılaştırma programlarının lehinde sonuçlar vermektedir.
Kaynaştırma programlarının yararlarına yalnızca engelli çocuklar yönünden bakmak yanlış olabilir. Normal çocuklar da kaynaştırma programlarından pek çok yönde yararlanmaktadırlar. ilkin, ileriki yaşamlarında bir çok ortamda karşılaşabilecekleri engelli çocukları önceden tanıma ve anlamaları mümkün olabilecektir.İkincisi, kaynaştırma ortamlarında bireysel farklılıkları daha kolaylıkla fark edip, anlayabileceklerdir. Bunun sonucu olarak gerçekçi bir kimlik geliştirme şansları yüksek olacaktır.
Konuya sınıftaki eğitimin niteliği açısından bakıldığında, sınıfa yerleştirilen engelli çocuğun öğretimin dinamiğini ve bireyselliğini arttırabileceği söylenebilir.
Tüm bunların yanında, engelli çocuklar için ayrı okul ve sınıfların varlığı, çoğu kez normal okullarda görevli yönetici ve eğitici personelin, bu çocukların eğitimlerini kendi sorumlulukları dışında görmelerine neden olabilmektedir.Bu durum genel eğitimle özel eğitim arasında olması gereken ilişkileri ve işbirliğini önemli ölçüde engellemektedir.Kaynaştırma programları bu bakıma böyle bir tehlikeyi en aza indirmektedir.
Engelli çocuğun normal sınıfa yerleştirilmesi hem engelli çocuğun, hem anne babanın hem de öğretmenin daha yoğun çaba ve gayretlerine gereksinim göstermektedir. Bir bakıma kaynaştırma, çocuğun gelecekteki iyiliği için zor olanı, güç olanı denemek olmaktadır.
Eğer engelli çocuk normal sınıf yerine ayrı bir eğitim kurumuna yerleştirilmiş olsaydı, herşeyin özel gereksinimlere göre düzenlendiği bu kurumlardaki eğitim yaşantısına uyumu kolay olacaktı. Üstelik kendisi gibi engelli olanlarla birlikte olmanın sağlayacağı psikolojik ve sosyal rahatlığı yaşayabilecekti. Konuya öğretmen açısından bakıldığında, öğretmenler engelli çocukların bulunmadığı sınıflarında alışa geldikleri eğitimi sürdüreceklerdi. engelli çocukların anna babaları ise çocuklarını özel bir eğitim kurumuna, alanlarında özel olarak yetişmiş eğitici personelin eline teslim etmenin gönül rahatlığıyla diğer işlerine bakacaklardı. Oysa kaynaştırma programları getireceği ek yük ile çalışma ve sorumluluk alanlarını genişletmektedir. Tüm bunların yanında gerekli önlemler alınmadığında bazı problemlerle karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. Aşağıda, mevcut uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda karşılaşılan problemler, engelli çocuk, sınıf öğretmeni ve engelli çocuğun anne babası yönünden ele alınmıştır.
Engelli çocuk yönünden :
a) Engelli çocuk kendisini normal akranlarıyla karşılaştırarak olumsuz bir kimlik geliştirebilir. kendini değersiz görebilir.
b) Kendisini normal akranlarına kabul ettirmede, sağlıklı ilişkiler kurmada güçlük çekebilir. hatta bu güçlük onu okula devamdan alıkoyabilecek güçte olabilir.
c) Kaynaştırma programlarındaki mevcut hizmetler engelli çocuğun gereksinimlerine uygun olmayabilir. Örneğin çocuğun gereksinim duyduğu fizyoterapi, konuşma terapisi gibi bazı hizmetler normal sınıf ortamlarında sağlanamayabilir.
Sınıf öğretmeni yönünden :
a) Bazı öğretmenler kaynaştırmaya ilişkin olumsuz bir tutum içerisinde olabilmektedirler. Bunun temeldeki nedeni, getireceği ek yük ya da sınıftaki eğitimin kalitesinin düşeceğine ilişkin kaygılar olabilir. Bu yönüyle okul yönetiminin tutumu da öğretmen davranışları üzerinde etkili olabilmektedir.
b) Birçok durumda, öğretmene, engelli çocuğun eğitimine ilişkin gerekli yardım ve rehberlik sağlanamamaktadır. Bunun sonucu olarak engelli çocuğu tanımayan öğretmen ne yapacağını bilememenin sıkıntısı içerisinde yeterince yararlı olamamaktadır.
c) Sınıfların kalabalık olması durumunda öğretmenin engelli çocukla ilgilenebilmesi güç olmaktadır.
d) Öğretmen bir çok durumda çocuğun eğitimi konusunda anne babanın ilgisiz tutumuyla karşılaşmaktadır. Bunun sonucunda sağlanan eğitim bütünlüğünü yitirmektedir.
e)Bazı aileler çocuklarının sınıflarında engelli çocukların bulunmasından hoşnut gçzükmemekte, düzenlenen toplantılarda ve özel görüşmelerde, sürekli olarak bu konuda çeşitli şikayetlerde bulunmaktadırlar.
Engelli çocuğun anne babası yönünden :
1. Normal sınıf ortamlarında sürekli olarak çocuklarının akranlarından farklılığını izleme, anne babalar için alışılması güç bir durum olabilmektedir.
2. Genellikle normal çocukların aileleri, engelli çocukların ailelerinin neler hissettiklerini ve ne gibi bir durum içerisinde olduklarını gerçekci bir biçimde tahmin edememktedirler. Konuya yüzeysel bir acıma duygusu içerisinde bakmaktadırlar. Onların bu tavırları engelli çocukların anne babaları için üzüntü kaynağı olabilmektedir.
3. Kaynaştırma programları içerisinde öncelikle engelli çocuğun gereksinimlerinin karşılanmasına özen gösterilmektedir. Çoğu kez ailenin gereksinimleri yeterince dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak okul aile işbirliği gerektiğince sağlanmamaktadır.
Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler
Yapılan tüm eleştirilere rağmen, az gelişmişinden çok gelişmişine hemen her ülkede özel sınıf ya da okullar bulunmaktadır. Dolayısıyla gereksinim devam ettiği sürece bu kurumlar varlıklarını sürdüreceklerdir. Üstelik genel eğitim sistemleri ve toplum, henüz ağır derecede engellilerin normal sınıflarda eğitilmelerine hazır gözükmemektedir. Gerçekte kaynaştırma programlarının tüm engelli çocuklara uygun olacağını öne sürmek aşırı iyimserlik olur. Hemen her eğitim programı için söz konusu olduğu gibi, kaynaştırma programları da bazı engelli çocuklar için uygunken , bazıları için hiçte öyle olmayabilir.
Forness'e göre (1979), çocuğun kaynaştırma programına yerleştirilmesine karar vermede sekiz ölçütün dikkate alınmasında yarar olacaktır. Ancak bunlardan hiçbirisi tek başına çocuğun kaynaştırma programında başarılı olup olamayacağını göstermez. Üstelik çocuğu kaynaştırma programlarına yerleştirmeye karar verirken, bu ölçütlerden kaçının uygun olması gerektiği konusunda bilgi sahibi değiliz.
KAYNAŞTIRMA KARARINDA GÖZÖNÜNDE BULUNDURULACAK ÖLÇÜTLER
Çocuk Kaynaştırılmalı Kaynaştırma Düşünülürken Dikkatli Olunmalı
1. Çocuk ufak yaşta ve problem okul yıllarının başında belirlenmiş ise 1. Çocuk ileri yaşta ve problem normal sınıfta düzelecek gibi gözükmüyorsa
2. Çocuğun problemi hafif derecede ve okul dışı yaşamını kapsamıyorsa 2. Çocuğun problemi ağır derecede ve yaşamının diğer alanlarını da kapsıyorsa
3. Çocuğun problemi tek bir işlev alanıyla sınırlıysa 3. Çocuğun çoklu problemi varsa (örneğin zihinsel yetersizlik artı davranış problemi)
4. Çocuğun problemini düzeltmek pek çok araç ve gerecin kullanımını gerektirmiyorsa 4. Çocuğun durumu pek çok araç gereç ya da karmaşık öğretim tekniklerinin kullanımını gerektiriyorsa
5. Çocuk normal çocuklarla arkadaşlık kurabilecek, yardımlaşabilecek yeteneklere sahip gözüküyorsa 5. Çocuk normal çocuklarla arkadaşlık kurmada sürekli güçlük çekiyorsa
6. Normal sınıftaki öğrenci sayısı 25 ya da 30 öğrenciden azsa 6. Normal sınıftaki öğrenci sayısı 30 ya da 35 öğrenciden çoksa
7. Normal sınıfın öğretmeni bilgili ve çocuğun problemiyle uğraşmaya istekliyse 7. Çocuğun öğretmeni isteksiz ya da genelde çocukla çalışmayı sürdüremeyecek durumda ise
8. Çocuğun ailesi istekli ve onun problemiyle ilgilenebilecek durumda ise 8. Çocuğun ailesi çocuğun problemiyle ilgilenemeyecek ona yardımcı olamayacak durumda ise
Forness sıraladığı bu ölçütlere ek olarak çocuğun fiziksel görüntüsünün, anne babanın çocuktan beklentilerinin, engelli çocuk ile sınıftaki diğer öğrencilerin geldikleri çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi arasındaki farklılıkların, verilecek kararda etkili olabileceğini belirtmektedir. |